Monday, August 25, 2014

aylar geçmiş

Eğer bloguna en az uğrayan kişi seçilecek olsaydı o ben olurdum. sebep ne peki? Kısacası can sıkıntısı denebilir. Aslında yazmam da canımın sıkıntısından, yazmamam da.

istek kaybolmadan...

içimdeki istek ve cesaret kaybolmadan biraz daha yazayım... kimim ben? bunu bütün unsurlarıyla açıklayacak kadar cesaretim yok. sadece fazla ipucu vermeden yazabilirim bir şeyler... başkaları bu hususda nasıl bilmiyorum ama kendimle ilgili ilk fark ettiğim unsurlardan biri şu idi: bende herşeyin bir de zıddı var. bunların bazıları dışarıdan da belli oluyordur ama bazılarını çok yakınımdakiler fark ediyor bazılarını ise sadece ben biliyorum. mesela hem gerginlikten, şiddetten hiç hoşlanmam hem de içimde zorla bastırdığım şiddet eğilimleri var, ara ara salıveriyorum, sinirlendim mi kırıp döküyorum mesela
ağlamak ağlamak ağlamak istiyorum sadece. okyanusa bırakılmış şişedeki mektuplar. sadece kaçıyor ve rol yapıyorum, kendim bile inanıyorum bir şey olduğuma. evim var benim değil, çocuğum var anne değilim, kocam var kadın değilim, anne babam var evlat değilim, kardeşlerim var ablaları değilim, öğrencilerim var hoca değilim, doktora tezim var doktor değilim, arkadaşlarım var "sıdkı bütün" dost değilim, insan kılığındayım ama neyim bilmiyorum. çok sevdiğim kedimin ölmesi için dua etmişim. çocuğumu anne babamı eşimi gerçekten seviyor muyum bilmiyorum. çünkü dünyada en sevdiğimi sandığım insana yaşayabileceği en büyük acıyı tattırdım ben.