Bugün miladî takvimi kullananlar için dünya güneşin çevresinde yeni bir yolculuğa çıktı. Bunu hep çok soğuk bir zamanda başlatıyor ve ben yıllardır ısıtma sistemi hiç bakıma girmemiş biricik evimde çok üşüyorum. Aslında sadece üşümüyorum. Heyecanlanınca da böyle oluyor.
Öğlen ancak uyanabildim ve çayı koyup her normal insan gibi telefondan mesajlarıma , W. Up'ıma baktım. Sonra beni seven birbirine beş benzemez insanımla uzun sayılabilecek yazışma tumturağına kapıldım. Biriyle benim duyduğum gıptayı içeren bir dostluğumuz var, içlerinden en çok onu önemsiyorum as you understand. Her zaman bilgi, görgü, nezaket ve tabii zekâya tapmışımdır. Ama onu kendimden üstün görmek de canımı acıtıyor sonuçta benim de bir nefsim var. Bir zamanlar aynı hocadan ders alırken aramızdaki makas bu kadar açılmamıştı. Oysa şimdi ne kadar uzağız insanların değer skalasında. O çok başarılı, hep en iyi yerlerde Bense tek bir yerdeyim, olabilecek en vasat yerde, en vasat hayatı yaşıyorum. Oysa bu kadar vasat biri olmadığıma onu ikna etmişim galiba.
Öbürlerinden şimdi bahsetmek istemiyorum.
6. His başladı tvde ve şuraya takıldım: Cole bilmemne. Olası ruh hastası.
Tuesday, January 1, 2019
Life goes on
Hiç aklına geldi mi ölüme yürürken gözleri gülen adam, o en muhteşem filminde ölüme yürüyen Neill? Oh captain, oh my captain... Neden senin kadar cesur olamıyorum?
Subscribe to:
Posts (Atom)
